ANAYASA MAHKEMESİNDEN CEZA KANUNUNA ÖNEMLİ İPTAL KARARI 

Türk Ceza Kanununda Özel Hükümlerin düzenlendiği 2.Kitabının 6.Bölümünde 102 ila 105 maddelerinde Cinsel Dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar düzenlenmiştir.
Kanunun 102. maddesinde yetişkinlere karşı gerçekleştirilen sarkıntılık ve cinsel saldırı suçları yaptırıma bağlanmış, 103. maddesinde ise çocuklara karşı gerçekleştirilen istismar fiilleri düzenlenmiş, 103.madde ile onbeş yaşından büyük ancak reşit olmamış çocuklarla rızaya dayalı ilişki hükme bağlanmış ve son olarak 104.madde ile de cinsel taciz fiillerinin cezai karşılığı belirtilmiştir.
Bu suçların ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepleri kanunun ilgili maddelerinde fıkralar halinde belirtilmiş olup, uygulanacak ceza miktarında önemli oranda farklılıklara sebep olabilmektedir.
Bu hallerden biri de Çocukların Cinsel İstismarı başlıklı md.103/2 de belirtilen “Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi” halidir ki bu duruda hükmedilecek cezanın 16 yıldan aşağı olamayacağı belirtilmiştir. Oysa ki suçun basit halinde md.103/1 gereği hükmedilecek ceza 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır.
Sivas 2.Ağır Ceza Mahkemesi çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile ilgili görülmekte olan bir davada İtiraz yolu ile Anayasa Mahkemesi’ ne yaptığı başvuruda TCK md.103/2 de düzenlenen çocuklara karşı işlenen cinsel istismar fiillerinde vücuda organ sokulması halinde cezanın ağırlaştırılacağına ilişkin hükmün Anayasa’ nın eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğundan bahisle iptalini talep etmiştir.
Anayasa Mahkemesi yaptığı değerlendirmede özetle olaya kuralın her bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi veya onarıcı adalet kurumunun uygulanması imkanını ortadan kaldırdığı ve bazı durumlarda somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucunu ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip bulunduğu, bu nedenle kuralda belirlenen ceza miktarının orantılılık ve ölçülülük ilkelerini ihlal etmek suretiyle eşitlik ve dolayısıyla da hukuk devleti ilkesine aykırılık taşıdığı kanaatiyle 8 muhalif oya karşı oy çoklu ile iptal edilmiştir.
Kararın yürürlüğü ise kanunda doğabilecek boşluğun önüne geçilmesi adına R.G.de yayımının ardından 1 yıl sonraya ertelenmiş ve böylelikle 11.12.2016 olarak belirlemiştir.
Sonuç olarak kanunun ilgili fıkrasındaki iptal kararının yürürlüğe girmesine kadar mevcut ağırlaştırıcı sebep uygulanacak olsa da bu süreçte kanun koyucu(Meclis) tarafından bir düzenleme yapılması gerekecektir. Yapılacak düzenlemenin iptal kararının gerekçesi göz önüne alındığında lehe bir düzenleme olması gerekeceği aşikardır. Düzenleme yapılmadığı taktirde veya yapılan düzenlemenin lehe olması halinde ise zaman bakımından lehe uygulama ilkesi (TCK md.7) ve TCK nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun md.9 gereği birçok sanığın cezası yeniden değerlendirilecektir.
Kanuni düzenlemenin iptalinin ilgili medya ve duyarlı vatandaşlarımız tarafından infialle karşılanacak olması olağandır. Ancak karar hukuki açıdan yerindedir. Zira hükmün iptal gerekçesi esasen fiilin hoş görülmesinden değil, eşitlik esasına ve bu sebeple de hukuk devleti ilkesi aykırı olmasından kaynaklanmasıdır. Yürürlük için kanun koyucuya 1 yıl süre verilmesi de kanun koyucunun bu süre içinde düzenleme yapmasını sağlamak içindir. Bu nedenlerle Anayasa Mahkemesi kararı kanaatimizce son derece isabetli olmuştur.