TÜRK CEZA KANUNUNDA 6763 S.K. ile YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER VE CİNSEL SUÇLAR 

ceza-muhakemesi-kanu-9b234ae6d837f6fa40a9
Cinsel suçlar ile ilgili olarak hatırlatmak gerekirse geçtiğimiz yıl Sivas 2.Ağır Ceza Mahkemesinin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda 5237 S.K.md.102-103 maddelerinde iptal kararları vermiş ve Meclise de bu konuda yasal düzenleme yapmak üzere süre tanıyarak iptal kararının yürürlüğünü 1 yıl sonrasına yani 11.12.2016 tarihine ertelenmiştir.(Konu ile ilgili yazımız için bkz. ANAYASA MAHKEMESİNDEN CEZA KANUNUNA ÖNEMLİ İPTAL KARARI )
Aradan geçen süre zarfında bu konuda bir çalışma yapılmamış, kararın süresinin dolmasına yakın son zamanlarda kanun çalışmaları başlamıştır. Hatta bu konuda medyada da geniş yankı uyandıran ve toplumda oldukça şiddetli tartışmalara yol açan mağdur ve sanığın evlenmesi halinde cezanın ertelenmesine yönelik kanun teklifi geri çekilmiştir.
Neticeten Meclis 6763 Sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi ve Ceza Kanunu ile bir kısım diğer kanunlarda değişiklik öngören yasayı kabul etmiş ve kanun 02.12.2016 tarihinde R.G. de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylelikle Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe girmesine az bir zaman kala cinsel suçlar ile ilgili de düzenleme yapılarak kanun boşluğu doğmasının önüne geçilmiştir.
6763 Sayılı Yasa ile Getirilen Düzenlemelere Ana Başlıklar Halinde Göz Atmak Gerekirse:
*Ceza Muhakemesinde alternatif çözüm usullerinin geliştirilmesi ve etkinleştirilmesinin saplanması amacıyla Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı Kurulmuştur.
*Türk Ceza Kanunu md.75 de düzenlenen ve uzlaşma kapsamına girmemekle birlikte üst sınırı 3 ayı aşmayan veya yalnız adli para cezasını gerektiren suçlarda uygulanan ön ödemenin kapsamı bir miktar daha genişletilmiş, üst sınır 6 aya çıkarılırken hesaplamada kullanılan gün çarpımı 20,00TL den 30,00TL ye çıkarılmıştır.
*Cinsel Suçlarda mağdurun yaşı ve cinsel saldırının boyutu esas alınarak düzenlemeye gidilmiştir. Buna göre;
-TCK md.103 de yapılan düzenlemelere genel olarak bakıldığında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararı öncesi döneme göre cezaların ağırlaştırıldığını söylemek mümkündür.
-Zira çocuğun basit cinsel istismarı suçunun cezası md.103/1 e göre 8-15 yıl olarak belirlenmiş, mağdurun 12 yaşından küçük olması halinde cezanın 10 yılın altında olamayacağı belirtilmiştir. Yine sarkıntılık hallerinde 15-18 yaş arası şikâyete tabi olup 3-8 yıl iken, 12 yaşından küçüklerde cezanın 5 yıldan az olamayacağı belirtilmiştir.
-Çocuğa karşı Cinsel İstismar suçunun vücuda organ ve sair cisim sokmak suretiyle nitelikli olarak gerçekleştirilmesi hallerinde ise mağdurun 15-18 yaş arasında olması halinde cezanın 16 yıldan, 12 yaşından küçük olması halinde cezanın 18 yıldan az olamayacağı düzenlenmiştir.
*Nitelikli dolandırıcılık suçunda(md.158) düzenlemeler yapılmış ve cezası ağırlaştırılmış,
*Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesini düzenleyen md.174 de düzenleme yapılarak cezalar arttırılmış,
*Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun düzenlendiği md.179 da alt sınır arttırılarak 3 ay hapis cezası öngörülmüştür,
*Uyuşturucu kullanan kişilerin hakkında soruşturma başlamadan evvel tedavi amacı ile sağlık kuruluşu veya resmi makamlara başvurması halinde, görevliler hakkında suçu bilme yükümlülüğünün doğmayacağı düzenlenerek uyuşturucu madde kullanımında tedavi fonksiyonu ön plana çıkarılmak istenmiştir.
*Fuhuş ile ilgili md.227/3 mülga maddesi yeniden düzenlenerek fuhuşu kolaylaştırmak ve fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişilerin cezalandırılması düzenleme altına alınmıştır.
*Kumar oynatma suçunun cezalandırıldığı md.228 de düzenleme yapılarak cezası arttırılmıştır.
*Anayasa Mahkemesi tarafından 07.07.2011 Tarihinde iptal edilen md.298/2 de sayılan infaz kurumuna sokulması yasak olan eşyalar yeniden belirlenmek suretiyle düzenleme altına alınmıştır.
Kanaatimizce yapılan kanuni düzenleme toplumsal ihtiyacı ve cinsel suçlar açısından Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesini karşılamaktan uzaktır. Zira iptal kararında gerçek failler ile küçük yaştaki bilinçsiz failler arasındaki cezai dengesizliğin giderilmesine vurgu yapılmıştır. Oysa ki, yapılan düzenleme daha çok mağdurun yaşı ve fiilin niteliği göz önüne alınarak yapıldığından ihtiyacı gidermeye yönelik değildir.
Aslen Anayasa Mahkemesi tarafından da temas edilen sanıklar arasında cezalandırma da karşılaşılan bu dengesizlik ve ortaya çıkan adaletsizliklerin, yürürlükteki kanunun nitelikli hukukçular tarafından tam ve eksiksiz olarak uygulanması ile en aza indirgenmesi mümkündür. Zira adaletsizliklerin çözümü kanun yapmaktan ziyade iyi uygulamaktan geçmektedir.(Bu konuda lütfen bkz. ADALETİN KANAYAN YARASI AF!)
Adaletle Kalın…