Close

HAYATIN KİMYASI… 

Aşk, sevgi, dostluk, arkadaşlık..
Genetik harici tüm tüm sosyal bağlar aslında yer, zaman, kişi, duygu v.s. tüm etmenlerin bileşiminden oluşan bir kimyasal dokudur. Aslında bu yönü ile hayat bir kader ve olasılıklar üzerine kuruludur.
Bu olasılıkların ortaya çıkardığı kimyasal formülasyonu doğada sınırsız bir şekilde, tüm göz alıcı netliği ile gözlemlemek mümkündür. Her toprak kendine özgü meyve ve sebzeler vermekte, bunlar da yine ayrı tatlar ortaya çıkarmaktadır. Toprağın yapısı ve kimyası bir şekilde değiştiğinde ise yetişen ürünler de değişmekte veya yok olmaktadır.
İnsanlar arasında da sosyal ilişkiler yumağından oluşan bu kimyasal dokuyu oluşturan faktörler ister istemez zamanla değişmekte ve yenilenmektedir. Böylelikle ilişkiler de farklılaşmaktadır.
Bu nedenle aşklar, sevdalar, dostluklar kuruldukları zamanki gibi devam etmemektedir. Zira içindeki bileşim değişmekte, tadı farklılaşmakta, ortaya farklı bir tat çıkmaktadır.
İşte ortaya çıkan bu yeni tat eğer hala güzelse ilişkiler sürdürülebilmektedir.
Bazen de bu tat form değiştirmektedir. Mesela tatlı iken ekşi hale gelmekte, ya da yemek cinsinde iken garip bir şekilde meze olabilmektedir. Sosyal manada ise bu ilişkiler örneğin aşk iken dostluk, dostluk iken de arkadaşlığa dönüşebilmektedir.
Biz tüm bu ilişkileri kendi sosyal dünyamızda farklı nitelendirmeler ile isimledirsek de aslında ilişkinin boyutu yani kimyası değişmiştir.
Ancak bazen de bu kimyasal karışımdaki oranlar tamamen bozulmuş, artık katlanılmaz ve damak zevkine hitap etmez, belki de çürümüş ve bozulmuş hale gelmiş olabilmektedir.
Bu takdir de ise sevgi, arkadaşlık veya adına her ne diyorsak işte o sosyal ilişkinin konusunu oluşturan bağ dokusu zedelenerek sona ermiş demektir. Böyle bir doku ise tüm organizmayı yani toplumu tehdit eder kamusal bir niteliktedir ve sona erdirilmesi artık zaruridir. Boşanma ve velayet davalarının bir tarafının kamusal nitelikte olmasının da en büyük sebebi kanaatimce bundan kaynaklanmaktadır.
Öyleyse yapılacak olan nedir?
Kimyasal karışımlarda dış etmenler de meydana gelen değişimleri kontrol altında tutmak ve belirttiğimiz üzere tadın değişmesini engellemek mümkün görünmemektedir. Bu durum kaçınılmazdır. Ancak kendi irademiz ile etki edebileceğimiz bir kısım etmenler sayesinde kimyasal karışımın tadını her daim haz alınabilir kıvamda tutabilmek için mücadele etmek mümkündür.
Örneğin sosyal ilişkinin kuruluş zamanı, yeri, bağı tesis eden ortak ilgi alanları değişebilecektir. Buna karşın kaybedilen ortak ilgi alanları yerine yenilerinin kurulması suretiyle sosyal dokunun tahribi engellenip kimyasal karışımın oranı dengede tutulmaya çalışılabilir.
Bu nedenle hayatta sosyal ilişkilerde meydana gelen problemleri çözümleyebilmek için gerçekleri görmezden gelmek yerine öncelikle değişimin kaçınılmazdan olduğu gerçeğini kabul ederek hareket etmek gerekmektedir.
Şunu belirtmek isterim ki ne bir filozof ne de bir sosyoloğum, olma iddiasında da değilim. Bazen bir aşık, bir dost, bir arkadaş, bir baba, bazen kimyası bozulan bir ilişkinin oranlarını dengelemeye çalışan kimyacı, bazen bu dengeyi tutturamayıp yemeği çöpe atan yada atılan bir aşçı, insanları gözlemleyen ve sorunlara çözüm arayan bir avukatım…
Kısaca hayatın içinden sıyrılıp mutluluk adına sorunlara yanıt arayan bir adamım sadece..
Sorunlarımıza çözüm bulabilmemiz ümidiyle …